senfoni ferahlıgı....
Müzik kariyerinde 10'uncu yılını kutlayan Şebnem Ferah, rock topluluğunu senfoni orkestrasıyla buluşturdu. Açıkhava'daki göz kamaştırıcı şovda, siyahlara bürünmüş kemancılar da, çıplak bedenine frak geçirmiş gitaristler de aynı şarkıları çaldı
Murat Beşer - İstanbul
Türk rock müziğinin Mona Lisa'sı Şebnem Ferah, bir senfoni orkestrası eşliğinde konser vermeyi uzun zamandır hayal ediyordu. İmrendiği baba rock toplulukları için bu âdettendi. Nitekim Şebnem'in hayalleri önceki akşam gerçek oldu.
Açıkhava sahnesi göz kamaştırıcı bir şovun habercisi olarak, tıpkı eski bir Deep Purple konseri gibi boydan boya kırmızı kadifeyle kapatılmıştı.
Konser alanını merdiven boşluklarına kadar hıncahınç dolduran kalabalığın galeyan çığlıkları arasında ağır ağır aralanan perdenin arkasındaki tablo ihtişamlıydı. 45 kişilik bir senfoni orkestrası, sol köşede 16 kişilik koro ve onların önüne kurulmuş bir rock topluluğu. Ön ortada ise dumanlar arasında bir siluet halinde seçilen Şebnem.
Kısa bir orkestral girişten sonra çalınan ilk dört şarkı son albümden; "Okyanus", "Can Kırıkları", "Çakıl Taşları" ve "Delgeç". Tüm heyecanına rağmen kalabalığı avucunun içine alacak kudreti gösteriyor Şebnem. Şarkı aralarında 'kısa cümleler kuruyor'; seyirci diyaloglarına girme teşebbüslerinde, ne dese kutsal kelam olarak algılanıyor.
Aydemir Akbaş duruşu!
Alışılmış gotik görüntüsünün dışında, abartılı bir kreasyonu ve makyajı var bu akşam. Cayır cayır parlayan, dar yekpare elbise onu oldukça zorluyor; kalçalarını sürekli geride tutmak zorunda oluşu yetmişli yılların Aydemir Akbaş duruşunu, Björk'ten ödünç alınmış saç modeli ise meşhur ağaçkakan Woody Woodpecker'ı anımsatıyor. Şebnem bu akşam biraz uzaylı, biraz masalsı, biraz da önünde kendisine üfleyen pervanesi ile çizgi filmlerden fırlamış gibi.
Orkestra üyeleri arzulu; çıplak bedenine kuyruklu frakını geçirmiş, altında deri pantolonu ile gitarcı Metin Türkcan, gecenin yüksek puan toplayanlarından.
Sahnedekiler, eski günlerin canlandırılması adına biraz abartılı. Sadece buruşuk şilebezinden beyaz gömleği ve pantolonu ile şef Orhan Şallıel gündelik yaşamın içinden geliyor.
Senfoni ikinci planda kaldı
Uzun zamandır çalmadıkları "Ay" şarkısında aralara kısa kısa senfoni girip çıkıyor. Senfoni orkestrası ile rock topluluğunun ilişkisi, bize son yıllarda sıkça fetva edilen 'birlikte bir arada yaşama' misali. Birbirlerine çok yaklaşmıyorlar. Kısa temaslar, dokunup çekilmeler görülüyor orkestranın mevcudiyetinde. Sorun Şebnem'in şarkılarının doğasında değil, orkestranın ikinci planda tutularak şarkıların içsel karakterine uydurulmaya çalışılmasında. Çok yerde orkestra üyeleri birer konu mankeni gibi; görüntüsü sesinden fazla yer kaplıyor. Arkadaki koronun varlığı biraz daha yakından hissediliyor, çünkü sahnenin bu kısmı Şebnem'e sürekli arkadan payanda oluyor.
"Ben Şarkımı Söylerken", "Mayın Tarlası" ve "Çocukken Sahip Olduğum Kırmızı Rugan Ayakkabılar" coşkuyu artırırken, Şebnem her fırsatta elbisesinden yakınıyor, arada seyircilerle diyaloğu ihmal etmiyor.
30 dakikayı bulan aranın ardından ikinci perde 'Sigara' ile açılıyor. Yüksek tezahürata delikanlı kız ıslığıyla karşılık veren Şebnem aslına rücu ediyor.
Buket Doran'ın bası ile Aykan İlkan'ın davulunun uyumlu yürüyüşü üzerine kurulu "Bugün" bittiğinde 10. yılını kendisiyle birlikte kutlayan herkese teşekkür ediyor Şebnem. Seyircinin komplimanlarına ise Gülben Ergen pozu ile karşılık veriyor gülümseyerek.
"Oyunun Sonu", davulcu tarafından ayakta çalınırken, sıkıntısı artan Şebnem 'Hay bir daha elbise giyenin!' demekten alamıyor kendini. En çok tezahürat yapılan şarkılardan "'Yağmurlar"ı sahne önüne çıkılmış podyuma gelerek söylüyor.
O artık bir pop yıldızı
Sözleri Sezen Aksu'ya ait "Deli Kızım Uyan", yumuşatılarak icra edilirken, "Yeniden Doğup Gelsem"den sonraki "Fırtına"da müzisyenler fırtınaya kapılmışçasına yer değiştiriyor sahnede. Nihayet son albümün kapanış şarkısı "Hoşça kal". Bitirmek için daha uygunu olamazdı.
Böyle unutulmaz bir gece bis yapılmadan bırakılır mı? Önce sürekli yalvarırcasına istenen "Vazgeçtim Dünyadan", sonra da konfeti yağmuru altında "Bu Aşk Fazla Sana"yı seslendiriyor Açıkhava'yı dolduran kalabalıkla birlikte.
Vedasını "Sana Bilmediğin Bir Şey Söyleyemem" ile yaparken, bir pop yıldızı mertebesine yükseldiğini, halkın noterliğinde toplumsal bir kontratla teminat altına alıyor Şebnem.
Murat Beşer - İstanbul
Türk rock müziğinin Mona Lisa'sı Şebnem Ferah, bir senfoni orkestrası eşliğinde konser vermeyi uzun zamandır hayal ediyordu. İmrendiği baba rock toplulukları için bu âdettendi. Nitekim Şebnem'in hayalleri önceki akşam gerçek oldu.
Açıkhava sahnesi göz kamaştırıcı bir şovun habercisi olarak, tıpkı eski bir Deep Purple konseri gibi boydan boya kırmızı kadifeyle kapatılmıştı.
Konser alanını merdiven boşluklarına kadar hıncahınç dolduran kalabalığın galeyan çığlıkları arasında ağır ağır aralanan perdenin arkasındaki tablo ihtişamlıydı. 45 kişilik bir senfoni orkestrası, sol köşede 16 kişilik koro ve onların önüne kurulmuş bir rock topluluğu. Ön ortada ise dumanlar arasında bir siluet halinde seçilen Şebnem.
Kısa bir orkestral girişten sonra çalınan ilk dört şarkı son albümden; "Okyanus", "Can Kırıkları", "Çakıl Taşları" ve "Delgeç". Tüm heyecanına rağmen kalabalığı avucunun içine alacak kudreti gösteriyor Şebnem. Şarkı aralarında 'kısa cümleler kuruyor'; seyirci diyaloglarına girme teşebbüslerinde, ne dese kutsal kelam olarak algılanıyor.
Aydemir Akbaş duruşu!
Alışılmış gotik görüntüsünün dışında, abartılı bir kreasyonu ve makyajı var bu akşam. Cayır cayır parlayan, dar yekpare elbise onu oldukça zorluyor; kalçalarını sürekli geride tutmak zorunda oluşu yetmişli yılların Aydemir Akbaş duruşunu, Björk'ten ödünç alınmış saç modeli ise meşhur ağaçkakan Woody Woodpecker'ı anımsatıyor. Şebnem bu akşam biraz uzaylı, biraz masalsı, biraz da önünde kendisine üfleyen pervanesi ile çizgi filmlerden fırlamış gibi.
Orkestra üyeleri arzulu; çıplak bedenine kuyruklu frakını geçirmiş, altında deri pantolonu ile gitarcı Metin Türkcan, gecenin yüksek puan toplayanlarından.
Sahnedekiler, eski günlerin canlandırılması adına biraz abartılı. Sadece buruşuk şilebezinden beyaz gömleği ve pantolonu ile şef Orhan Şallıel gündelik yaşamın içinden geliyor.
Senfoni ikinci planda kaldı
Uzun zamandır çalmadıkları "Ay" şarkısında aralara kısa kısa senfoni girip çıkıyor. Senfoni orkestrası ile rock topluluğunun ilişkisi, bize son yıllarda sıkça fetva edilen 'birlikte bir arada yaşama' misali. Birbirlerine çok yaklaşmıyorlar. Kısa temaslar, dokunup çekilmeler görülüyor orkestranın mevcudiyetinde. Sorun Şebnem'in şarkılarının doğasında değil, orkestranın ikinci planda tutularak şarkıların içsel karakterine uydurulmaya çalışılmasında. Çok yerde orkestra üyeleri birer konu mankeni gibi; görüntüsü sesinden fazla yer kaplıyor. Arkadaki koronun varlığı biraz daha yakından hissediliyor, çünkü sahnenin bu kısmı Şebnem'e sürekli arkadan payanda oluyor.
"Ben Şarkımı Söylerken", "Mayın Tarlası" ve "Çocukken Sahip Olduğum Kırmızı Rugan Ayakkabılar" coşkuyu artırırken, Şebnem her fırsatta elbisesinden yakınıyor, arada seyircilerle diyaloğu ihmal etmiyor.
30 dakikayı bulan aranın ardından ikinci perde 'Sigara' ile açılıyor. Yüksek tezahürata delikanlı kız ıslığıyla karşılık veren Şebnem aslına rücu ediyor.
Buket Doran'ın bası ile Aykan İlkan'ın davulunun uyumlu yürüyüşü üzerine kurulu "Bugün" bittiğinde 10. yılını kendisiyle birlikte kutlayan herkese teşekkür ediyor Şebnem. Seyircinin komplimanlarına ise Gülben Ergen pozu ile karşılık veriyor gülümseyerek.
"Oyunun Sonu", davulcu tarafından ayakta çalınırken, sıkıntısı artan Şebnem 'Hay bir daha elbise giyenin!' demekten alamıyor kendini. En çok tezahürat yapılan şarkılardan "'Yağmurlar"ı sahne önüne çıkılmış podyuma gelerek söylüyor.
O artık bir pop yıldızı
Sözleri Sezen Aksu'ya ait "Deli Kızım Uyan", yumuşatılarak icra edilirken, "Yeniden Doğup Gelsem"den sonraki "Fırtına"da müzisyenler fırtınaya kapılmışçasına yer değiştiriyor sahnede. Nihayet son albümün kapanış şarkısı "Hoşça kal". Bitirmek için daha uygunu olamazdı.
Böyle unutulmaz bir gece bis yapılmadan bırakılır mı? Önce sürekli yalvarırcasına istenen "Vazgeçtim Dünyadan", sonra da konfeti yağmuru altında "Bu Aşk Fazla Sana"yı seslendiriyor Açıkhava'yı dolduran kalabalıkla birlikte.
Vedasını "Sana Bilmediğin Bir Şey Söyleyemem" ile yaparken, bir pop yıldızı mertebesine yükseldiğini, halkın noterliğinde toplumsal bir kontratla teminat altına alıyor Şebnem.

0 Comments:
Post a Comment
<< Home