Rock makamından 10. yıl marşı
Rock makamından 10. yıl marşı
Şebnem Ferah ile Mor ve Ötesi müzikte, Radikal de medyada onuncu yılını devirdi. Kutlama günlerini not edin: 13 Eylül'de İstanbul Kuruçeşme Arena'da, 22 Eylül'de Ankara ODTÜ'de...
MELİKE KARAKARTAL
Dile kolay, tam 10 yıl... Radikal çıkalı, Mor ve Ötesi ilk albümü 'Şehir'i, Şebnem Ferah ise 'Türkçe rock olur mu?' denilen bir dönemde ilk albümü 'Kadın'ı çıkaralı o kadar zaman geçti. Bu yıl üçü de 10 yaşında. Yıldönümlerini birlikte kutlayacaklar: 13 Ağustos'ta İstanbul Kuruçeşme Arena'da, 22 Ağustos'ta da Ankara ODTÜ'de harika birer konserle: Şebnem Ferah ile Mor ve Ötesi bir arada; her dakika rastlanır durum değil.
Son 10 yılınızı değerlendirecek olursanız, ilk aklınıza gelenler neler?
Kerem Kabadayı: Beş albüm, 10 yılı gayet güzel özetliyor diyebilirim. Bu süre içinde hayatlarımızdaki değişiklikler de müziğimize ve sözlerimize yansıdı. Albümlerimizi kronolojik olarak takip edince hangi aşamalardan geçmiş olduğumuz görülüyor. Yine albümler üzerinden, grubun bütün müzik ya da eğlence endüstrisi içerisinde bulunduğu noktanın da nereden nereye evirildiği takip edilebilir diye düşünüyorum. Tabii bu 10 yılı özetlemek kolay değil, neticede karşı taraftan görünen manzara bizim gördüğümüz ve yaşadıklarımızdan çok daha farklı büyük ihtimalle. O yüzden en değerli kanıt olarak biz bu 10 yıl içinde beş tane albüm sunduk insanlara, oradan bir yaşam çizgisi çıkartmak dinleyicilere kalmış.
Bugüne kadar müzikal hayatınızda içinizde kalan, 'Neden yapmadık?' veya 'Keşke' dediğiniz bir durum oldu mu?
Kerem Kabadayı: Keşke demeye neden olacak bir şey yaşamadık. Hiçbir zaman bir noktaya gelip oradan geriye düşmedik; hem müzikal anlamda hem de grup açısından. Ortada bir sorun varsa her zaman onu çözerek ilerleme yoluna gittik, o yüzden de şimdi geriye dönüp bakınca 'Keşke' diyebileceğim tek şey 'Keşke biraz daha erken, daha iyi enstrümanlara ve daha iyi müzik üretim koşullarına ulaşabilmiş olsaydık' olabilir. Ama her şeyin bir zamanı, bir sıralaması var ve birçok konuda olduğu gibi müzik üretiminde de zamanın, koşulları ve müzisyeni olgunlaştırmasını da eklemek gerekiyor.
Şebnem Ferah: Kerem'in söylediklerine katılıyorum, dışarıdan görünen manzarayla içeride yaşananlar çok farklı olabiliyor. Bir önceki 10 yılda nasıl müzikle uğraşıyorduysam, müziği hayatımda bir şekilde çok önemsediğim bir noktaya koyduysam, bir sonraki 10 yıl da aslında onun devamı bence. Dışarıdan bakılınca belki daha büyük değişiklikler olmuş gibi gözüküyor ama içeriden bakıldığında hep bir önceki gelişme bir sonrakini tetikliyor. İstediğin koşullarda albüm yapabilmek, kendi içinden gelen müziği başkalarıyla paylaşabilecek hale gelebilmek, bunları arzu ettiğin koşullarda yapabilmek, yaptığın şarkıların başkalarının hayatına üç-beş dakikalığına katabildiği şeyleri görmek çok değerli. Hem insan olarak hem de müzikal anlamda bu 10 yıl, ondan önceki 10 yıldan farklı değil. Ancak yaptığımız işler biraz daha somut hale gelebildi, yani artık sadece müzik yaparak yaşayabildiğimiz, kendimize hayatlar kurabildiğimiz bir 10 yıldı bu.
Analogdan dijitale dönen bir dünyanın müzisyenleri oldunuz. 1996'da internetten haberimiz yokken, bugün MP3'ün müzik piyasasına verdiği zarardan bahsediyoruz. Sizin hayatınız nasıl değişti bu anlamda?
Şebnem Ferah: Bu benim saatlerce konuşabileceğim bir konu olur ama kısaca, teknolojiyle müziğin hep el ele yürüdüklerini düşünmüşümdür ama internet başka bir şey. Aynı zamanda sosyal yapıyı da yavaş yavaş değiştirebilen bir 'olay'. Müziğin; algılanış, değerlendiriliş biçimini, hayatımızda ne ifade ettiğine dair bildiğimiz her şeyi ufak ufak değiştirdiğini düşünüyorum. Ben hâlâ doğum gününde bir arkadaşıma CD alabilmeyi, o arkadaşımın CD'nin kartonetine bakabilmesi ihtimalini, fiziksel olarak CD'yi elimde tutabilmeyi ya da bir arkadaşın diğerine armağan olarak konser bileti alabilmesini seviyorum! İnternetle müzik birleştiği zaman olumsuz tarafları olduğu şüphesiz. Ama sadece olumsuzluklardan bahsetmek istemiyorum, algılayış biçimini değiştirdiğine, bir 10 yıl öncesine göre hakikaten çok farklı olduğuna eminim.
Bu süreç boyunca seyircinizde nasıl değişimler gözlemlediniz?
Burak Güven: Biz ilk konserlerimize gelen insanlarla birlikte büyüdük. Mor ve Ötesi'nin gerçek manada Türkiye'de kitleselleşmesi 'Dünya Yalan Söylüyor'la yaşandı. Daha önceki albümlerimizde müziğimize ilgi gösteren kesim bizim yaşıtımız ve daha sınırlı bir seyirciydi. Değişimi hissetmeye başladığımız zaman son üç-dört yıl oldu. Türkiye'de genç grupların çok daha fazla konser vermesi, rock müziğin eskisine göre daha fazla göz önünde olması, ana dalga tarafından benimsenmesi hatta desteklenmesi insanlarda da bir ilgi yarattı. Genel olarak konserlere gittiğimizde gördüğümüz şey gayet aydınlık, genç insanlar. Hatta o insanların çoğunlukta olacağı ve kuracağı bir Türkiye, sanki daha güzel bir Türkiye gibi hissettirir hep bana.
10 yıl önceye dönelim; kariyerinin başındaki Şebnem Ferah bugün Türkiye'nin en mühim rock müzisyenlerinden biri olacağını görse neler hissederdi?
Şebnem Ferah: Hayatımda hiç 'Ben bir gün şöyle yapacağım, 2003'te şunu yaşıyor olacağım' gibi planlar ya da kariyer hayalleri kurmazdım. O yaşlardayken müziği seviyordum, iyi şarkı söyleyebildiğimi, bunun insanların hoşuna gittiğini fark ettim, bunu hayatımın merkezine koymaya başladım. Ama bunlar çok düşünerek yaptığım şeyler değildi, koşullar kendiliğinden gelişti. Ama şunu itiraf edebilirim; 17-18 yaşlarında bir genç kızken ve rock gruplarında provalar yapıp şarkı söyler, kendi imkânlarımızla konserler düzenlemeye çalışırken, bir gün bu işi yaparak hayatımı yaşayabileceğimi, birçok insanın bu konserleri dinlemeye geleceğini söyleseler inanmakta zorlanabilirdim.
O günkü Türkiye'nin müzikal koşullarına baktığında bunları tahmin etmek gerçekten imkânsızdı. Yani hayal bile edemediğimiz şeylerdi.
Bu 10. yıl konseri için nasıl bir araya geldiniz?
Şebnem Ferah: Biz normal hayatlarımızda da görüşen ve bir arada olmaktan zevk alan insanlarız, sadece konserden konsere bir araya gelmiyoruz. Bazen kendi konserlerimizde birbirimizin sahnesini işgal ettiğimiz ve iyi vakit geçirdiğimiz oluyor! Bu konserde bunu resmileştirmiş olacağız. Zaten yapmaktan çok zevk aldığımız bir şey olduğu için gerçekten eğlenceli bir gece geçireceğimizi düşünüyorum.
Radikal'in 10. yılı için ne diyorlar?
BURAK GÜVEN: Radikal, çıktığından beri okuduğum bir gazete. Türkiye'deki medyaya genel olarak bakıldığı zaman iyi bir karneye sahip olduğunu düşünüyorum. Ben her şeye rağmen gelişerek ve daha da özgürleşerek devam etmesini istiyorum.
HARUN TEKİN: Benim de temennim aynı. Türkiye'nin en okunabilir gazeteleri arasında. Tüm yaklaşımlarında ne kadar adının anlamına yaklaşırsa o kadar iyi olacağını düşünüyorum.
KEREM KABADAYI: Ben açıkçası Radikal okuyucusu değilim. Ama etrafımda hep dönüp dolaşan bir gazete olduğu için bakıyorum. Ama durduğu yer kendimi özdeşleştirdiğim yer değil.
ŞEBNEM FERAH: Benim cevabım daha romantik olacak. Bazı şeylerle döneminizin tutması ve varlıklarından mutlu olmanız önemli. Benim için Radikal öyle, aynı dönemde varolduğumuz, doğumuna tanıklık ettiğimiz için...
KEREM ÖZYEĞEN: Radikal'in basında kaliteyi ve standartları yukarı çektiğini düşünüyorum. Nice 10 yıllara...
Her yıla bir şarkı
Şebnem Ferah Mor ve Ötesi-Bir Derdim Var, Skunk Anansie-Weak As I Am
Kerem Özyeğen Şebnem Ferah-Bu Aşk Fazla Sana, Soundgarden-Black Hole Sun
Burak Güven Serdar Ateşer-Tipsiz Parlamento, Björk-Bachelorette
Harun Tekin Demirhan Baylan-Anlamlı Hatalar, Jeff Buckley-Grace
Kerem Kabadayı Nine Inch Nails-Closer, Massive Attack-Angel
Şebnem Ferah ile Mor ve Ötesi müzikte, Radikal de medyada onuncu yılını devirdi. Kutlama günlerini not edin: 13 Eylül'de İstanbul Kuruçeşme Arena'da, 22 Eylül'de Ankara ODTÜ'de...
MELİKE KARAKARTAL
Dile kolay, tam 10 yıl... Radikal çıkalı, Mor ve Ötesi ilk albümü 'Şehir'i, Şebnem Ferah ise 'Türkçe rock olur mu?' denilen bir dönemde ilk albümü 'Kadın'ı çıkaralı o kadar zaman geçti. Bu yıl üçü de 10 yaşında. Yıldönümlerini birlikte kutlayacaklar: 13 Ağustos'ta İstanbul Kuruçeşme Arena'da, 22 Ağustos'ta da Ankara ODTÜ'de harika birer konserle: Şebnem Ferah ile Mor ve Ötesi bir arada; her dakika rastlanır durum değil.
Son 10 yılınızı değerlendirecek olursanız, ilk aklınıza gelenler neler?
Kerem Kabadayı: Beş albüm, 10 yılı gayet güzel özetliyor diyebilirim. Bu süre içinde hayatlarımızdaki değişiklikler de müziğimize ve sözlerimize yansıdı. Albümlerimizi kronolojik olarak takip edince hangi aşamalardan geçmiş olduğumuz görülüyor. Yine albümler üzerinden, grubun bütün müzik ya da eğlence endüstrisi içerisinde bulunduğu noktanın da nereden nereye evirildiği takip edilebilir diye düşünüyorum. Tabii bu 10 yılı özetlemek kolay değil, neticede karşı taraftan görünen manzara bizim gördüğümüz ve yaşadıklarımızdan çok daha farklı büyük ihtimalle. O yüzden en değerli kanıt olarak biz bu 10 yıl içinde beş tane albüm sunduk insanlara, oradan bir yaşam çizgisi çıkartmak dinleyicilere kalmış.
Bugüne kadar müzikal hayatınızda içinizde kalan, 'Neden yapmadık?' veya 'Keşke' dediğiniz bir durum oldu mu?
Kerem Kabadayı: Keşke demeye neden olacak bir şey yaşamadık. Hiçbir zaman bir noktaya gelip oradan geriye düşmedik; hem müzikal anlamda hem de grup açısından. Ortada bir sorun varsa her zaman onu çözerek ilerleme yoluna gittik, o yüzden de şimdi geriye dönüp bakınca 'Keşke' diyebileceğim tek şey 'Keşke biraz daha erken, daha iyi enstrümanlara ve daha iyi müzik üretim koşullarına ulaşabilmiş olsaydık' olabilir. Ama her şeyin bir zamanı, bir sıralaması var ve birçok konuda olduğu gibi müzik üretiminde de zamanın, koşulları ve müzisyeni olgunlaştırmasını da eklemek gerekiyor.
Şebnem Ferah: Kerem'in söylediklerine katılıyorum, dışarıdan görünen manzarayla içeride yaşananlar çok farklı olabiliyor. Bir önceki 10 yılda nasıl müzikle uğraşıyorduysam, müziği hayatımda bir şekilde çok önemsediğim bir noktaya koyduysam, bir sonraki 10 yıl da aslında onun devamı bence. Dışarıdan bakılınca belki daha büyük değişiklikler olmuş gibi gözüküyor ama içeriden bakıldığında hep bir önceki gelişme bir sonrakini tetikliyor. İstediğin koşullarda albüm yapabilmek, kendi içinden gelen müziği başkalarıyla paylaşabilecek hale gelebilmek, bunları arzu ettiğin koşullarda yapabilmek, yaptığın şarkıların başkalarının hayatına üç-beş dakikalığına katabildiği şeyleri görmek çok değerli. Hem insan olarak hem de müzikal anlamda bu 10 yıl, ondan önceki 10 yıldan farklı değil. Ancak yaptığımız işler biraz daha somut hale gelebildi, yani artık sadece müzik yaparak yaşayabildiğimiz, kendimize hayatlar kurabildiğimiz bir 10 yıldı bu.
Analogdan dijitale dönen bir dünyanın müzisyenleri oldunuz. 1996'da internetten haberimiz yokken, bugün MP3'ün müzik piyasasına verdiği zarardan bahsediyoruz. Sizin hayatınız nasıl değişti bu anlamda?
Şebnem Ferah: Bu benim saatlerce konuşabileceğim bir konu olur ama kısaca, teknolojiyle müziğin hep el ele yürüdüklerini düşünmüşümdür ama internet başka bir şey. Aynı zamanda sosyal yapıyı da yavaş yavaş değiştirebilen bir 'olay'. Müziğin; algılanış, değerlendiriliş biçimini, hayatımızda ne ifade ettiğine dair bildiğimiz her şeyi ufak ufak değiştirdiğini düşünüyorum. Ben hâlâ doğum gününde bir arkadaşıma CD alabilmeyi, o arkadaşımın CD'nin kartonetine bakabilmesi ihtimalini, fiziksel olarak CD'yi elimde tutabilmeyi ya da bir arkadaşın diğerine armağan olarak konser bileti alabilmesini seviyorum! İnternetle müzik birleştiği zaman olumsuz tarafları olduğu şüphesiz. Ama sadece olumsuzluklardan bahsetmek istemiyorum, algılayış biçimini değiştirdiğine, bir 10 yıl öncesine göre hakikaten çok farklı olduğuna eminim.
Bu süreç boyunca seyircinizde nasıl değişimler gözlemlediniz?
Burak Güven: Biz ilk konserlerimize gelen insanlarla birlikte büyüdük. Mor ve Ötesi'nin gerçek manada Türkiye'de kitleselleşmesi 'Dünya Yalan Söylüyor'la yaşandı. Daha önceki albümlerimizde müziğimize ilgi gösteren kesim bizim yaşıtımız ve daha sınırlı bir seyirciydi. Değişimi hissetmeye başladığımız zaman son üç-dört yıl oldu. Türkiye'de genç grupların çok daha fazla konser vermesi, rock müziğin eskisine göre daha fazla göz önünde olması, ana dalga tarafından benimsenmesi hatta desteklenmesi insanlarda da bir ilgi yarattı. Genel olarak konserlere gittiğimizde gördüğümüz şey gayet aydınlık, genç insanlar. Hatta o insanların çoğunlukta olacağı ve kuracağı bir Türkiye, sanki daha güzel bir Türkiye gibi hissettirir hep bana.
10 yıl önceye dönelim; kariyerinin başındaki Şebnem Ferah bugün Türkiye'nin en mühim rock müzisyenlerinden biri olacağını görse neler hissederdi?
Şebnem Ferah: Hayatımda hiç 'Ben bir gün şöyle yapacağım, 2003'te şunu yaşıyor olacağım' gibi planlar ya da kariyer hayalleri kurmazdım. O yaşlardayken müziği seviyordum, iyi şarkı söyleyebildiğimi, bunun insanların hoşuna gittiğini fark ettim, bunu hayatımın merkezine koymaya başladım. Ama bunlar çok düşünerek yaptığım şeyler değildi, koşullar kendiliğinden gelişti. Ama şunu itiraf edebilirim; 17-18 yaşlarında bir genç kızken ve rock gruplarında provalar yapıp şarkı söyler, kendi imkânlarımızla konserler düzenlemeye çalışırken, bir gün bu işi yaparak hayatımı yaşayabileceğimi, birçok insanın bu konserleri dinlemeye geleceğini söyleseler inanmakta zorlanabilirdim.
O günkü Türkiye'nin müzikal koşullarına baktığında bunları tahmin etmek gerçekten imkânsızdı. Yani hayal bile edemediğimiz şeylerdi.
Bu 10. yıl konseri için nasıl bir araya geldiniz?
Şebnem Ferah: Biz normal hayatlarımızda da görüşen ve bir arada olmaktan zevk alan insanlarız, sadece konserden konsere bir araya gelmiyoruz. Bazen kendi konserlerimizde birbirimizin sahnesini işgal ettiğimiz ve iyi vakit geçirdiğimiz oluyor! Bu konserde bunu resmileştirmiş olacağız. Zaten yapmaktan çok zevk aldığımız bir şey olduğu için gerçekten eğlenceli bir gece geçireceğimizi düşünüyorum.
Radikal'in 10. yılı için ne diyorlar?
BURAK GÜVEN: Radikal, çıktığından beri okuduğum bir gazete. Türkiye'deki medyaya genel olarak bakıldığı zaman iyi bir karneye sahip olduğunu düşünüyorum. Ben her şeye rağmen gelişerek ve daha da özgürleşerek devam etmesini istiyorum.
HARUN TEKİN: Benim de temennim aynı. Türkiye'nin en okunabilir gazeteleri arasında. Tüm yaklaşımlarında ne kadar adının anlamına yaklaşırsa o kadar iyi olacağını düşünüyorum.
KEREM KABADAYI: Ben açıkçası Radikal okuyucusu değilim. Ama etrafımda hep dönüp dolaşan bir gazete olduğu için bakıyorum. Ama durduğu yer kendimi özdeşleştirdiğim yer değil.
ŞEBNEM FERAH: Benim cevabım daha romantik olacak. Bazı şeylerle döneminizin tutması ve varlıklarından mutlu olmanız önemli. Benim için Radikal öyle, aynı dönemde varolduğumuz, doğumuna tanıklık ettiğimiz için...
KEREM ÖZYEĞEN: Radikal'in basında kaliteyi ve standartları yukarı çektiğini düşünüyorum. Nice 10 yıllara...
Her yıla bir şarkı
Şebnem Ferah Mor ve Ötesi-Bir Derdim Var, Skunk Anansie-Weak As I Am
Kerem Özyeğen Şebnem Ferah-Bu Aşk Fazla Sana, Soundgarden-Black Hole Sun
Burak Güven Serdar Ateşer-Tipsiz Parlamento, Björk-Bachelorette
Harun Tekin Demirhan Baylan-Anlamlı Hatalar, Jeff Buckley-Grace
Kerem Kabadayı Nine Inch Nails-Closer, Massive Attack-Angel

0 Comments:
Post a Comment
<< Home